Yazdır
PDF
(47 oy, ortalama 4.32 de 5)

İsim Şehir Hayvan

isim-sehir-hayvan   Künye

   "İsim Şehir Hayvan" 

   Genel Sanat Yönetmeni  : Gencay Gürün
   Yöneten                              : Metin Serezli
   Eser                                     : Yılmaz Özdil 
   Oyunlaştıran                     : Saygın Delibaş / Fethi Kantarcı
   Dekor                                  : Barış Dinçel
   Kostüm                              Sinan Demir
   Kareografi                         Gizem Erden
   Müzik                                  : Serdar Aslan, Zafer Aslan   
   Işık                                      : Aytekin Saday
   Efekt                                   : Cafer Hekim
   Afiş                                     : Erhan Yüksel - Emre Mollaoğlu

   Oynayanlar                      : Nusret Çetinel, Sabri Özmener, Hülya Gülşen,
                                                Bilal Çatalçekiç, Burcu Kazbek, Taner Ergör, Banu Çiçek,
                                                Yeliz Şatıroğlu, Levent Çimen, Aybar Taştekin, Serdar Aslan,
                                                Alev Azyok, Zafer Aslan, Anıl Yülek

   Zoom  

Oyun Hakkında :

Yılmaz Özdil'in günlük köşe yazılarının sahneye uyarlanarak kabare haline getirilmesi
fikrinden yola çıkılarak hazırlanan "İsim Şehir Hayvan" adlı oyunu tiyatro severlerimizle buluşturuyoruz.

Yılmaz Özdil'in günlük köşe yazılarının sahneye uyarlanarak kabare haline getirilmesi fikrinden yola çıkılarak hazırlanan "İsim Şehir Hayvan" adlı oyunu tiyatro severlerimizle buluşturuyoruz. 

 

Yılmaz Özdil'in "İsim Şehir Hayvan" Köşe Yazısı / 30 Eylül 2012

 Ayıptır söylemesi, dünyada ilk kez, günlük köşe yazılarının, İsim Şehir Hayvan’ın kabare haline getirildiğini, Gencay Gürün’ün Tiyatro İstanbul’u tarafından, Metin Serezli’nin yönetmenliğinde sahnelendiğini, gala’sının da 30 Temmuz’da yapılacağını yazmıştım... İki ay geçti. Rapor vereyim.

*

Öncelikle, yönetmeninden sanatçısına, dekorcusundan kostümcüsüne, ışıkçısından sesçisine, emeği geçen arkadaşların, eşlerine ve çocuklarına yürekten teşekkür ederim. Çünkü, bu meslek yapılır ama, bu mesleği yapanla evlenilmez kardeşim... Ben böyle çile görmedim. Ne geceleri var, ne gündüzleri, ne bayramları var, ne tatilleri... Temmuzda bi çıktılar İstanbul’dan, ara ki bulasın.

*

Titiz, dakik, disiplinli, sporcu gibi yaşıyorlar ama, uyku hariç, neredeyse hiç uyumuyorlar. Sürekli prova, her akşam gala, sabaha kadar da oturup kritiğini yapıyorlar. Berbat şartlarda çalışıyorlar. Tiyatro salonları sırf seyirci için inşa edilmiş, sanatçılar hiç düşünülmemiş, o ışıl ışıl gördüğünüz sahnelerin perde gerisi, trajedi... Daracık, havasız, penceresiz. Umurlarında bile değil, hiç şikâyet etmiyorlar. Beş yıldızlı oteldeymişçesine, saniyeler içinde soyunup giyinip, bi sonraki skece yetişiyorlar.

*

Hava değişimi, farklı yemekler, devamlı seyahat, hastalanıyorlar, hastanelik oluyorlar, aksatmıyorlar, yaz ortasında 40 derece ateşle sahneye çıkanı gördüm, ayağına yüz kiloluk dekor düşenin, koluna kaynar demlik devrilenin, bana mısın demeden, aynı güler yüzle devam ettiğini gördüm.

*

11 şehir.

10 ilçe.

12 bin kilometre yaptılar.

*

İzmir, Muğla, Balıkesir, Çanakkale, Denizli, Antalya, Sakarya, Gaziantep, Hatay, Mersin, Adana’ya... Karşıyaka, Bodrum, Çeşme, Bornova, Ayvalık, Altınoluk, Datça, Marmaris, Seferihisar, Sapanca’ya gittiler. Bazı adreslere 2’şer 3’er defa gittiler.

*

“Ramazanda tiyatro olmaz, seyirci gelmez” diyenlerin aksine, “direklerarası kültürü” deyip, inadına ramazanda başladılar, haklı çıktılar, en kalabalık seyirci kitlesini ramazanda buldular. Skor’u söylemeye utanırım ama, son 20 senenin en parlak işi olduğunu gururla söyleyebilirim.

*

Aslına bakarsanız, parayla pulla işleri yok. Mesela, İzmir Fuarı’nda oynayıp, 10 günde 30 bin seyirciye filan ulaşmaları kolayca mümkündü. Yapmadılar. Şehir şehir, ilçe ilçe gezip, tiyatro sevgisi’ni dolaştırmayı tercih ettiler. Çok uzun senelerdir, belediye etkinlikleri hariç, tiyatro sergilenmeyen Denizli’ye Çanakkale’ye Hatay’a gitmeleri ondan... Pek çok şehrimizde tiyatro salonu bile yokken, büyük usta Cihan Ünal’ın önerisiyle, küçücük platformla sahne kuran Seferihisar’a gitmeleri ondan.

*

En ilginç seyircimiz, Çanakkale’de geldi, sahibinin içeri nasıl soktuğunu bilmiyorum, oyun başladıktan sonra fark ettik, kahverengi bi cocker’dı... Baktık ki, kucakta uslu uslu seyrediyor, ses etmedik, maymunlu skeçte şöyle bi kulaklarını dikip hafiften hırladı, hepsi o, sonra gene uslu uslu seyretti.

*

Bazı yerlerde protokole kurulmak için gelen siyasiler, tırıs tırıs, kapıdan döndü maalesef... Tiyatro İstanbul’dan tek ricam buydu, protokol mrotokol koltuğu yok, ön sıralar tiyatroseverlere ait, çok seyretmek isteyen siyasi, gitsin arkada istediği yere otursun, koltuk çok.

*

Kültür Bakanlığı’na başvurdular, yerli yazar olduğum için, en yüksek derecedeki maddi teşviki verdiler Tiyatro İstanbul’a... Bu teşvikin yüzü suyu hürmetine, Ertuğrul Günay’ı bir saniyeliğine eleştirmeme kararı aldım. Kendisine, Tiyatro İstanbul adına teşekkür ederim. Kendisine tanıdığım süre doldu.

*

Ve, yarın İstanbul’dayız...

*

Açık hava turumuz bitti, kış sezonu başlıyor. Yarın, 2’si 3’ü 4’ü, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ndeyiz. 10-11-12-13 Ekim’de Ankara’da Şûra Salonu’ndayız. 15 Ekim’de İzmit Sabancı Kültür Merkezi’ndeyiz. 26 Ekim’den itibaren, Tiyatro İstanbul’un yerleşik salonu Profilo Kültür Merkezi’ndeyiz.

*

Kış boyunca orada sahnelenecek. Beşiktaş, Caddebostan, Bakırköy, Ataşehir, Maltepe sahnelerine gidilecek. Şehir turneleri devam edecek. Bursa’yı İzmit gibi yağmur nedeniyle ertelemiştik, kasımda Bursa’da kapalı salondayız. Bizi çağıran şehirlere, Eskişehir, Bolu, Kütahya, Afyon, Bilecik, Trabzon, Ordu, Giresun, Samsun, Zonguldak, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, Konya ve Kayseri’ye gidilecek. Arada, mutlaka, tekrar Ankara, tekrar İzmir var.

*

Avrupa turnesi olacak.

Doğrusu hiç aklımızda yoktu, davet edildik. Almanya, Hollanda, Fransa ve İngiltere’yi kapsayacak. İsim Şehir Hayvan’ın tiyatro haline getirilmesi fikrinin sahibi, Tiyatro İstanbul’un genel müdürü Emin Hamarat “Mayıs veya haziran gibi Avrupa’ya gideceğiz” diyor. Dubai’den teklif var iyi mi.

*

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz sayın seyirciler...

Yılmaz Özdil/ Hürriyet  Gazetesi/ 30-Eylül-2012  

 


 

Yılmaz Özdil'in "Gala" Köşe Yazısı / 15 Temmuz 2012

Ayıptır söylemesi, Türkiye’de değil, dünyada ilk kez, günlük köşe yazılarının tiyatro haline getirileceğini... İsim Şehir Hayvan’ın kabare olacağını, Gencay Gürün’ün Tiyatro İstanbul’u tarafından sahneleneceğini yazmıştım.

*

Perde açılıyor. Gala, 30 Temmuz Pazartesi akşamı, İzmir Karşıyaka Bostanlı Açıkhava Tiyatrosu’nda.

*

Paris Başkonsolosluğu, İzmir Milletvekilliği yapan, Devlet Tiyatroları’nda senelerce baş dramaturg ve genel sekreter olarak çalışan, İstanbul Belediye Tiyatroları’nın efsane genel sanat yönetmeni olan, 1994’te kendi tiyatrosunu kuran, Yılın Kadını seçilen Gencay Gürün... İsim Şehir Hayvan’ın genel sanat yönetmenliğini üstlendi. Hayatımda aldığım en büyük ödül.

*

Dünyada ilk kez, günlük köşe yazılarının kabare haline getirilmesi fikrinin mimarı, Tiyatro İstanbul’un genel müdürü, Emin Hamarat... Projenin hayata geçmesi için, aylardır gecesini gündüzüne katan, ruh ikizim... Okurlarımla birlikte yaşadığımız gururu, ona borçluyuz.

*

Yöneten’in ismini ilk duyduğumda, çaktırmadım ama, bayılacak gibi oldum. Metin Serezli... 100’den fazla tiyatroda, 50’den fazla filmde rol aldı, 28 oyun, 5 müzikal yönetti. 200 küsur radyo oyunu, onlarca televizyon dizisi... Bristol, Erlangen, Avignon festivallerine oyuncu ve Türkiye delegesi olarak katıldı. Dormen Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu, Çevre Tiyatrosu’nun ardından, 14 yıldır da Tiyatro İstanbul’da... Avni Dilligil, Afife Jale, İsmail Dümbüllü, Üniversiteler Birliği, Rotary ve Lions’lardan en iyi oyuncu ve en iyi yönetmen ödülleri var. Duayen, yaşayan efsane... Bu onuru hak etmek için ne yaptığımı hakikaten bilmiyorum, sadece Allah’a şükrediyorum.

*

Oynayanlar...

Nusret Çetinel, Sabri Özmener, Hülya Gülşen Irmak, Bilal Çatalçekiç, Burcu Kazbek, Taner Ergör, Banu Çiçek, Aybar Taştekin, Yeliz Şatıroğlu, Levent Çimen, Anıl Yülek.

*

Kimi devlet tiyatrosu sanatçısı, kimi konservatuvarda öğretim üyesi, kimi Haldun Dormen’in, kimi Göksel Kortay’ın asistanı, kimi de Levent Kırca, Müjdat Gezen, Gülriz Sururi, Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman gibi ustaların tiyatrolarında rol alıp, Dinçer Sümer, Rutkay Aziz, Kenan Işık, Ejder Akışık, Cihan Ünal, Emre Kınay ve Işıl Kasapoğlu’yla çalıştı. Hemen hepsini, tiyatronun yanı sıra, sinema filmlerinden ve televizyon dizilerinden tanıyorsunuz ama, kırk yıl düşünsem, gelmiş geçmiş en büyük halk ozanımız, kurban olduğum Âşık Veysel’in torunu Yeliz Şatıroğlu’yla aynı projede yer alabileceğim aklıma gelmezdi... Ve, elbette kariyerlerini, ödüllerini tek tek buraya sığdırabilmem mümkün değil, hepsinin adına, kadronun en tecrübelisi, bir büyük ustayı yazayım, Nusret Çetinel... Ankara Birlik Sahnesi, Kardeş Oyuncular, Küçük Komedi Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner, Levent Kırca ve devlet tiyatrolarında sayısız oyunda rol aldı, 1972’den beri sahnede ve ekranda.

*

Dekor, Barış Dinçel... Bir başka efsane, tiyatro ve sinema sanatçısı, yönetmen, rahmetli Savaş Dinçel’in oğlu. Şehir Tiyatroları’nda görev yapıyor, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sahne tasarımı dersi veriyor. Sihirbaz olduğunu biliyordum, yaptıklarını görünce, büyücü olduğuna karar verdim. Ne demek istediğimi, kabareyi seyredince anlayacaksınız ama, ipucu vereyim, memleketin hali gibi, komple yamuk!

*

Kostümler, Sinan Demir... Tiyatronun yanı sıra, Issız Adam filminin sanat yönetmen yardımcısı, Keşanlı Ali, Geniş Aile, Kınalı Kuzular gibi televizyon dizilerinde imzası var.

*

Müzik, Serdar Aslan, Zafer Aslan ve Alev Azyok... Piyano, gitar, buzuki, kemençe, perküsyon sanatçıları... Sözler yazılardan, müzik, beste ve söylemesi onlardan.

*

Koreografi, Gizem Erden... Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak, Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dansçı ve koreograf olarak çalıştı. Oz Büyücüsü, Karlar Kraliçesi, Titanik Orkestrası müzikallerinin koreografisini yaptı.

*

Oyunlaştıran... Yani, İsim Şehir Hayvan’daki günlük köşe yazılarını, tiyatro olarak ete kemiğe büründürenler, birinci sınıf iki hergele, Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı.

*

Saygın, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde yetişti, Ferhan Şensoy’un yanında pişti, bu iki ustanın isteğiyle, yazarlığa yöneldi. Fethi ise, beni yeni tanıdı ama, ben onu bebekliğinden beri tanırım. Değerli gazeteci ağabeyim Cevher Kantarcı’nın oğlu... 10 yaşındayken reklam yıldızı oldu, büyüyünce yazarlığa geçti. Özgeçmişini gönder bakayım dedim, şunu göndermiş: “Yüce Allah’ın emrinde, Atatürk’ün izinde, alayına gider, yaşasın tam bağımsız Türkiye!”

*

Tahminim, nasıl bi tiyatro yazdıkları konusunda fikir vermiştir size... İkisi birlikte, Kraliyet Tiyatrosu’nu kurdular, Hastasıyız ve Denizaltı isimli oyunları yazıp, yönettiler. Böyle yürekli ve zeki gençler varken, niye tırışkadan tiplere köşe yazdırırlar, inanın, izahı mümkün değil.

*

Özetle...

Perde açılıyor.

Gala, 30 Temmuz Pazartesi akşamı, İzmir Karşıyaka Bostanlı Açıkhava Tiyatrosu’nda.

*

31 Temmuz, 1-2 Ağustos aynı adreste, 3 Ağustos Bodrum’da, 4 Ağustos Çeşme Alaçatı’da, 6 Ağustos İzmir Bornova’da, 7 Ağustos Ayvalık’ta, 8 Ağustos Altınoluk’ta... Vay efendim haberim yoktu, bilet bulamadım filan, hır çıkmasın, şimdiden söylüyorum, ağustos sonuna kadar Çanakkale-Antalya hattında, sayfiyedeyiz. Eylülde İstanbul’a geliyoruz, Tiyatro İstanbul’un Profilo Alışveriş Merkezi’ndeki yerleşik salonunda, ekimde Ankara’da, bilahare, Anadolu turnesi... Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz sayın seyirciler...

Yılmaz Özdil/ Hürriyet  Gazetesi/ 15-Temmuz-2012 

 

Yorumlar (0)